Tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2020 Pazartesi

Phaselis

Gezmesi en zahmetsiz ve en keyifli antik kentlerden biridir Phaselis. Zahmetsiz olması, su kemerleri, ana caddesi, hamamı, agorası ve görkemli tiyatrosu dışında açığa çıkarılmış pek fazla yapısı olmamasından kaynaklanır. Ana cadde üzerinde yürürken hafif sağ-sol yaparak görülecek tüm yapılara erişmeniz mümkün. Tabi buna bağlı olarak alanda gezerek edinilebilecek arkeolojik ve tarihsel bilgi de kısıtlı. Ama buna tezat oluşturacak biçimde antik Akdeniz’in önemli kentlerinden biri Phaselis.

Gezinin keyfine gelince, ana caddenin başlangıç ve bitişindeki harika koylar hem seyir hem de yüzmek için müthiş olanaklar sağlar. Bunun yanısıra Anadolu’da gördüğüm en güzel manzaralı tiyatrolardan birine sahiptir kent. Girince, üst sıraların arasından yükselen devasa çamın gölgesinde oturup sahne binasının üstünden manzarayı izlemeye başlayınca çıkmak istemezsiniz.

Kente bugün karayolu ile gelindiğinde askeri liman tarafından giriliyor. Açıkçası ben antik dönemde kente, daha yoğun olarak deniz tarafından yani güney limandan girildiğini tahmin ediyorum. Zira İmparator Hadrianus’un kente gelişini onurlandırmak için yapılan tek açıklıklı kapı denizden gelinen tarafta. Biliyorsunuz, bunun üç açıklıklısı da Antalya’da ve o da Hadrianus’un Antalya’ya gelişini onurlandırmak için. Neyse, bu kapıdan ileride bahsedeceğiz. Antik dönende kara taşımacılığı özellikle bu Akdeniz kıyıları gibi dağlık, çetin coğrafyalarda deniz taşımacılığına göre çok daha güçtü. O nedenle de herhalde daha çok tercih edilen giriş kapısı deniz tarafındakiydi. Ancak bugün tabi gelişen kara taşımacılığı nedeni ile çok büyük oranda kuzey tarafından, askeri liman tarafından giriliyor, ben de buradan başlayarak anlatacağım kenti.

Lycia ve Pamphilia arasında Phaselis

Ama kentten önce Phaselislilerle başlayalım. Tarihe pek de hoş bir ünle geçmemiş Phaselisliler.

Uygun limanları dolayısıyla Phaselisliler antik Akdeniz’in önemli tacirleri olarak tanınıyorlardı. Ancak pek de güvenilir tacirler olmadıkları bir çok kaynakta tekrarlanır. Kendi borçlarını, vaatlerini kolayca unuturken başkalarının kendilerine olan borçlarını hiç bir zaman unutmamakla ün salmışlardı. Ayrıca 1 mine (463 gram gümüş) karşılığı şehre gelen herkese vatandaşlık hakkı vermeleri (Gür, 2010) de aşırı paragöz olmalarına dair bir kanıt olarak sunuluyordu. Gerçi bugün biz de bir kaç yüz bin TL verene vatandaşlık veriyoruz galiba.

Akdeniz'in kıyıları Ege kadar girintili çıkıntılı değil biliyorsunuz. Kıyılarda doğal liman denilebilecek korunaklı alanlar pek fazla yok. Dolayısıyla korunaklı limanları olan alanlar hemen ticaret üssü olan kentlerin gelişmesine yol açmış. Phaselis bunların önde gelenlerinden bir tanesi. Zira bir değil üç tane korunaklı limana sahip. Bu avantajıyla Anadolu'nun Akdeniz kıyısındaki en önemli ticaret kentlerinden biri olmuş.

17 Mart 2020 Salı

Antik Tiyatrolar

Anadolu'da kent diyebileceğimiz Antik yerleşimlerin vazgeçilmez yapısı tiyatrodur. Hattan Laodikeia gibi zengin ve topoğrafya bakımından şanslı kentlerde 2 tane tiyatroya bile rastlamak olasıdır. Yine Pergamon'da günümüze kalmamış olmakla birlikte Akroplün eteklerinin haricinde 2 tiyatro daha olduğu bilinmektedir.

Bu yazıda bu tiyatroların genel olarak ne zaman, nasıl ortaya çıktıklarına ve Yunan, Helenistik ve Roma dönemlerinde nasıl değiştiklerine değineceğim.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki aşağıda anlatacaklarımın çoğu çeşitli kaynaklardan okuduklarımdan aklımda kalanlar. Kaynağı hatırladıklarımı yazacağım ancak bazılarını nerede okuduğumu unuttum ve hafızamda yanlış kalmış da olabilir. Onun için bunu bilimsel bir makale gibi değil bir anlatı olarak görmenizi öneririm. Az da olsa, içinde hafızamın ürettiği spekülasyonlar barındırıyor olabilir. :)

Sagalassos Tiyatrosu

Önce sözcüğün kendisi ile başlayalım. Bi kere baştan söyleyeyim, bu yapılara "Amfitiyatro" veya "Anfi" vs... demek yanlış. Bu yapılar TİYATRO. Evet, sadece bu kadar. Tiyatro. Amfitiyatrolar Roma döneminde dairesel veya eliptik olanların ismi. "Amphi" zaten Yunanca çift demek. Yani Amfitiyatro çift tiyatro, ucuca iki tiyatronun eklenmesi anlamına geliyor. Türkiye'de ayakta kalan Amfitiyatro pek yok. Pergamon'da olduğu biliniyor ancak günümüzde pek kalıntısı yok.

8 Mayıs 2019 Çarşamba

Aspendos, Aşk ve Konglomera

Aspendos hep tiyatrosu ile anılır. İnşası ile ilişkilendirilen -ne kadarı doğru bilemediğimiz- hikayesi de güçlendirir bu algıyı. Ama sadece tiyatrosu ile sınırlı kalmak Aspendos’a haksızlık etmek olur.

Aspendos aslında oldukça gelişmiş bir Pamphilia kenti. Bugünkü Antalya körfezinin etrafına dizilmiş, birbirleri ile rekabet halindeki ve başlıcaları Termessos, Perge, Sillyon, Side, Selge olan kent dizisinin içerisinde bir kent. Bölgenin en büyük nehirlerinden Köprüçay -Antik Eurymedon- yakınlarında kurulmuş olan kent bu akarsuyu hem günlük ve tarımsal faaliyetlerinde hem de Akdeniz'e açılmayı sağlayan bir su yolu olarak kullanıyordu. Böylece hem denizden güvenli bir mesafede bulunup hem de deniz ticareti yapabiliyordu. Deniz Antik dünyada çok önemli idi. En önemli avantajı şüphesiz ticaretin deniz yolu ile yapılmasının kolaylığı idi. Ancak denize çok yakın olmak da özellikle korsanların veya düşman filolarının ani saldırılarına açık hale getiriyordu kentleri. Dolayısıyla hem deniz ticareti yapabilecek bir su yoluna sahip olmak hem de denizden güvenli bir mesafede olmak ideal şartları sağlıyordu Aspendos için. 

17 Nisan 2019 Çarşamba

Hierepolis, Kutsal Kent

Denizli'ye 15 dakika uzaklıktaki beyaz travertenleri ile ünlü Pamukkale'nin yanındaki Hierepolis Antik Kenti’ne bir kaç defa gelmiştim. Ancak her seferinde Denizli tarafından geldiğim için Güney Kapı’dan girip biraz karmaşık bir alandan başlıyordum kenti gezmeye. Bir yandan kalıntılar, bir yandan travertenler, müze, havuz filan derken dikkat iyice dağılıyor Antik kenti anlamak güçleşiyordu.

Bu sefer İzmir yönünden, biraz daha az kullanılan tali yollardan gelince kente Kuzey Kapı’dan girdim ve kenti çok daha iyi anlayabildim. Eğer seçme şansınız varsa siz de Güney’deki ana kapıyı değil, Kuzey Kapı’dan girmeyi tercih edin derim.  Ancak çoğu ziyaretçi gibi Güney kapıdan girdiyseniz yazıyı sondan başa doğru okumanızı öneririm. :)

7 Mart 2019 Perşembe

Perge

Uzun zamandır Antik kent gezemiyor, yazamıyordum. Runatolia’ya katılmak için Antalya'ya gelmişken arkadaşlarla her seferinde olduğu gibi yine bir Perge'ye uğrayalım da adet yerini bulsun dedim. Dedim ama arkadaşlar benim kadar hevesli çıkmadı ve kimisi 5 yıldızlı otellere kimisi Şişçi Ramazan'a doğru seğirttiler. (Ahu-Emre ifşa). Neyse, Perge'yi tek başıma gezerken çektiğim fotoğrafları Antik kentteki bilgilendirme levhalarından ve kitaplardan derlediğim bilgilerle burada paylaşayım...

İlk olarak, Akdeniz'deki Antik kentleri Ege'dekilerden ayıran önemli bir fark çok daha fazla ayakta kalmış olmaları. Perge, Aspendos, Sagalassos gibi bir çok Antik kent Ege’dekilere oranla oldukça ayakta kalmış yapılara sahip. Bunun nedeni büyük olasılıkla Akdeniz'in deprem konusunda Ege'ye göre daha şanslı olması ve Ege ve Batı Akdeniz'deki kentlerini yıldızlarının erken, Orta Akdeniz'deki kentlerin yıldızlarınınsa geç parlamış olması. Miletos, Priene, Pergamon gibi kentler Arkaik- Klasik ve Helenistik dönemlerin yıldız kentleriyken Perge, Side, Aspendos gibi kentler Roma döneminin yıldız kentleri. İstisnai olarak Ege'de en algılanabilir durumda olan kentlerden biri olan Ephesos da bu özelliğini hem bu alandaki çalışmaların yoğunluğuna hem de Roma dönemindeki eyalet başkenti olma durumuna borçlu.

21 Aralık 2015 Pazartesi

Laodikeia: "Parayı Lidyalılar bulmuş, Laodikeialılar harcamış..."

Uzun zamandır adını duyduğum, yanından defalarca geçtiğim Antik Laodikeia'ya sonunda yüksek lisans öğrencimin Laodikeia hakkında çalışmak istemesini bahane ederek gidebildim. Antik kent gezilerine önceden ne kadar iyi hazırlık yapılırsa geziden o kadar keyif ve bilgi alınabileceği için önce Laodikeia'yı kazan ekibin hazırladığı, kent hakkında oldukça kapsamlı bilgiler içeren internet sitesini inceledik. Güzel hazırlanmış site kenti gezmeye niyetlenenler için yeterli bilgiyi sunuyor:


Tek tek belirtmemekle birlikte yazı içindeki bir çok bilgiyi bu kaynaktan aktardım.

Ayrıca kazı ekibinin ve diğer yazarların yazdığı bir çok kitap da var Laoedikeia ve yapıları hakkında.

17 Eylül 2015 Perşembe

Priene'nin Yeri Başka


Antik kentlerin hepsini büyük bir merak, heyecan ve sevgiyle gezerim. Bugünün gerçeklerinden kopup yapı kalıntılarının arasında gezinmek en büyük keyfim. Ama Priene'nin yeri ayrı. Doğası, manzarası, hatırlattıkları... Her şeyiyle başkadır benim için. Çok geç keşfedip daha sonra yılda en az 2 kez gittiğim bir yer Priene.

En son geziden aklımda kalanları (baya da oldu gitmeyeli, yakınlarda bir uğramak gerek...), Priene'ye gitmeyi düşünenlerin işine yarayacak biçimde bilgilerle harmanlayarak buraya aktarmaya çalışayım.

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Yanlış İsimli Metropolis

İzmir'e arabayla 45 dakika mesafede olan Metropolis Antik Kenti hem kalıntıları hem de yeni bitirilen ziyaretçi merkezi ve gezi düzenlemesiyle mutlaka gezilmesi gereken bir yer. Temmuz 2014'te biz gezerken ziyaretçi merkezi henüz tefriş edilmemişti ancak alandaki görevliden çok yakın zamanda çalışmaların bitirileceğini öğrendik. 


Metropolis, Agora'ya Doğru Bakış
Metropolis'e İzmir-Aydın karayolu üzerindeki Torbalı'nın içinden geçilerek ulaşılıyor. Aslında İzmir istikametinden gelirseniz yol oldukça basit ancak benim gibi sağa sola bakınarak kaybolursanız emniyet müdürlüğünü sorup yanından giren yolu takip etmeniz yeterli. Ya da Antik kentin hemen yanındaki Yeniköy'ü de sorabilirsiniz. Metropolis'i de sorabilirsiniz tabi ama bir amcanın bizi Antik kent diye karayolunun kenarındaki Metropolis Otel'e gönderdiğini de söyleyeyim.

Metropolis'e Strabon iki yerde değiniyor: 

29 Haziran 2014 Pazar

Erythrai, İyonya'nın Kırmızı Yıldızı

Antik dönemde 12 İyon kentinden biri olan Erythrai'nin adı kaynaklarda sıklıkla geçer.

Herodotos Erythrai'ye 3 yerde değinir ancak bu değinmeler kısa ve içeriksizdir. (Burada Yunan anakarasının Boiotia bölgesinde aynı adlı bir kentin daha olduğunu söylemek gerekir) Herodotos ilk olarak Erythrai'nin zamanında Khios (Sakız Adası) kenti ile yaptığı savaşta Miletos'un Khios'un tarafını tuttuğuna değinir. İkinci değinme ise 12 İyon kenti sıralanırkendir. Burada Heredotos Khioslularla Erythraililerin aynı dili (lehçeyi) konuştuklarını belirtir. Son olarak Perslere karşı hazırlanan bir orduya Erythraililerin 8 gemiyle katıldıkları aktarılır (Herodotos, 22, 65, 296)

Strabon da müthiş eseri Geographika'nın 13. ve 14. kitaplarında Erythrai'den 5 kez bahseder (Strabon, 104, 148, 183, 204, 205).