Athena etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Athena etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2023 Pazartesi

Medusa

Antik Yunan mitolojisinin önemli karakterlerinden olan Medusa'ya biraz yakından bakalım. Yani sözün gelişi tabi. Yoksa biliyorsunuz, Medusa kendisi ile göz göze geldiğinizde sizi taşa çevirmesi ile ünlü bir hanımefendi. Bir nevi "Taş gibi hatun" deyiminin türevi/tersi yani...

Yazıda önce mitolojinin büyülü dünyasında kalıp Medusa'ya dair anlatılardan söz edeceğim ancak sonlara doğru bu büyüleri Robert Graves'ten yararlanarak bozup Medusa figürünün nereden türemiş olabileceğine dair yorumlara yer vereceğim.

8 Aralık 2020 Salı

Antik Yunan Tapınakları

Evet, bu yazının konusu antik kentlerin en fotojenik yapıları olan tapınaklar. Tabi sadece antik Yunan tapınaklarını ele alacağım. Bunlara çok benzeyen ama aslında ciddi farklar da içeren Roma dönemi tapınaklarını artık başka yazıda konuşuruz. Bu yazı yeterince uzun ve sıkıcı olacak gibi zaten.

Çok acaip derin bir konu, nereden tutulur, nasıl gidilir bilmiyorum ama başlayalım bakalım. İlk önce kökenleri. (Bir yazıya nasıl başlayacağınızı bilmiyorsanız hemen kökenine, tarihçesine filan girin. Ordan bi şekilde akar gider...)

Antik Yunan Tapınaklarının Kökenleri
Tüm toplumlarda olduğu gibi doğal olarak Yunanlıların da ilk tapınakları hakkında kapsamlı bilgimiz yok, muhtemelen taştan değil kerpiç ve ahşaptandılar ve günümüze izleri kalmadı (ya da henüz bulamadık, ya da ben bilmiyorum, bilen haber etsin). Hatta bir çok uzmana göre en erken tapınma ritüelleri mağaralarda veya açık alanlarda yani herhangi bir binaya gereksinim duyulmadan yapılmaktaydı.  

Bu arada “Yunanlılar kim?", "En erken Yunanlılar kimler?" gibi derya deniz başka sorulara açılıyor bu kapı. Detaya girmeden şöyle diyeyim, bu konuda baya bir tartışma var. Genelde uzmanlar tarihte dile göre sınıflandırma yapıyorlar, yani Yunanca konuşan halkları Yunan olarak kabul ediyorlar. Ama tabi bu hala tartışılan bir konu. 

Yunanca konuştuğuna emin olduğumuz ilk topluluklar bugün “Mykenler” olarak adlandırdığımız Yunan anakarasının güney bölgelerinde yaşayan (muhtemelen buralara Bakır çağında (MÖ 1600ler) kuzeyden geldiler) ve Mykenai, Pylos, Trynis ... gibi bağımsız kent-devletlerinde yaşayan kavimlerdi. İşte bu arkadaşların tapınaklarına dair pek bir bilgi yok elimizde. Mezarlarını biliyoruz, saraylarını biliyoruz ama tapınak... cık. Tabi bu tapınakları yok anlamına gelmiyor. Dediğim gibi muhtemelen kerpiç ve ahşaptan oldukları anlamına geliyor. Yine muhtemelen bu tapınaklar MEGARON plan şemasına sahiplerdi. Çünkü sarayların kabul salonlarında ve bazı evlerde bu plan şemasının prestij göstergesi olarak kullanıldığı biliniyor. Megaronun kökeni ise tartışmalı. Yunan anakarasına ait olduğunu söyleyenler de var, Anadolu’dan oraya gittiğini söyleyenler de...     


Tipik bir Myken dönemi megaronu. 
A: Giriş Mekanı - Önü açık, üstü kapalı yarı açık alan giriş portikosu/sundurması olarak da adlandırılabilir.
B: Ara Mekan - Bu mekan opsiyonel. Genelde erken dönem Myken megaronlarında bulunuyor, daha sonraları pek görünmüyor.
C: Ana Mekan - Ortada ocak/sunak vs... olabiliyor. Ortadaki dört sütun opsiyonel. Mekan büyük olursa mecburen konuluyor. Bu megaron aynı zamanda taht odası olarak kullanıldığı için alt tarafa bir de taht yerleştirilmiş. (Dikdörtgen olan)
Dipnot olarak ülkemizde Mimarlar Odası'nın ambleminin de megarondan geldiğini hatırlatayım.
Bu arada Mykenler yazıyı kullanıyorlardı zaten bu sayede Yunanca konuştuklarını biliyoruz ve bugün Yunan mitolojisindeki bazı tanrı-tanrıça isimleri o metinlerde geçiyor. Taa o zamandan gelenler var yani. Ama hepsi değil. Artık Yunan mitolojisindeki bir çok figürün doğu kökenli olduğu neredeyse kesin olarak biliniyor. 

24 Ocak 2019 Perşembe

Sanatın Mitolojik Aktörleri

Mitolojik karakterler ve anlatılar, sanatta, özellikle resim ve heykelde belki de en çok kullanılan figürler ve temalardır. Bunun nedeni herhalde, bir çok kavramın, duygunun, mitolojik karakterler kullanılarak hem çok kolay hem de etkili biçimde anlatılabilmesi ve bir çok kavramın kişiselleştirilmiş karşılıklarının mitolojilerde bulunması olmalı. Zira varlıklar arasındaki ilişkiler, kavramlar arasındaki ilişkilere göre daha kolay anlaşılabilir.

Bu açıdan baktığımızda mitoloji aslında insanlara bir şeyler anlatmanın yoludur. Özellikle de zihinde canlandırılması zor, somut olmayan kavramların birbirleri ile ilişkisini anlatmanın önemli bir yolu. Bu yönüyle, geçmişte kalmış masallar ya da ölü bir inanış değil, hala birşeyleri anlamak, anlatmak için kullanabileceğimiz bir araçtır. Tabi artık Antik dönemdeki kadar tercih etmiyoruz.

8 Ocak 2017 Pazar

Athena'nın Atina'sı

Uzun zamandır yoğunluktan, koşuşturmadan Antik kent gezisi yapamıyordum. Bari bunun acısını şöyle kallavi bir Antik kentle çıkarayım dedim ve geçenlerde haftasonluğuna Atina'ya gidip hızlıca bir kent turu attım. Aşağıda bu turdan aklımda kalanlar var.

Atina şüphesiz Antik dünyanın en önemli kentlerinden birisi. Özellikle MÖ 5. yüzyılda altın çağını yaşamış, tiranlıktan en radikal demokrasiye kadar bir çok yönetim biçiminin yaşandığı, günümüz dünyasının felsefe, sanat, siyaset, mimarlık ve daha bir çok alanda çok şey borçlu olduğu bir uygarlığın köşetaşlarından biri. Herkesin -özellikle üniversite öğrencilerinin- bir kaç ay Yunan uygarlığı hakkında bir şeyler okuyup ardından gezmesi gereken bir yer. Böyle söyleyince biraz garip oluyor, kendimi çok snob hissettim ama artık çok ucuza ulaşım ve konaklama ayarlanabiliyor. Çağdaş dünyayı anlayabilmek için kökenlerini ve şimdiki atmosferini bilmek gerekiyor. Bu kökenler büyük oranda Anadolu, Yunanistan ve İtalya'da.

17 Eylül 2015 Perşembe

Priene'nin Yeri Başka


Antik kentlerin hepsini büyük bir merak, heyecan ve sevgiyle gezerim. Bugünün gerçeklerinden kopup yapı kalıntılarının arasında gezinmek en büyük keyfim. Ama Priene'nin yeri ayrı. Doğası, manzarası, hatırlattıkları... Her şeyiyle başkadır benim için. Çok geç keşfedip daha sonra yılda en az 2 kez gittiğim bir yer Priene.

En son geziden aklımda kalanları (baya da oldu gitmeyeli, yakınlarda bir uğramak gerek...), Priene'ye gitmeyi düşünenlerin işine yarayacak biçimde bilgilerle harmanlayarak buraya aktarmaya çalışayım.

29 Haziran 2014 Pazar

Erythrai, İyonya'nın Kırmızı Yıldızı

Antik dönemde 12 İyon kentinden biri olan Erythrai'nin adı kaynaklarda sıklıkla geçer.

Herodotos Erythrai'ye 3 yerde değinir ancak bu değinmeler kısa ve içeriksizdir. (Burada Yunan anakarasının Boiotia bölgesinde aynı adlı bir kentin daha olduğunu söylemek gerekir) Herodotos ilk olarak Erythrai'nin zamanında Khios (Sakız Adası) kenti ile yaptığı savaşta Miletos'un Khios'un tarafını tuttuğuna değinir. İkinci değinme ise 12 İyon kenti sıralanırkendir. Burada Heredotos Khioslularla Erythraililerin aynı dili (lehçeyi) konuştuklarını belirtir. Son olarak Perslere karşı hazırlanan bir orduya Erythraililerin 8 gemiyle katıldıkları aktarılır (Herodotos, 22, 65, 296)

Strabon da müthiş eseri Geographika'nın 13. ve 14. kitaplarında Erythrai'den 5 kez bahseder (Strabon, 104, 148, 183, 204, 205).